İslam, insan hayatına anlam kazandıran ve onu ebedi saadete yönlendiren bir dindir. Müslüman, hayatını verimli ve bilinçli bir şekilde yaşamalı, kendisine fayda sağlamayan işlerden kaçınmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Kendisine faydalı olmayan ve kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terketmesi kişinin iyi ve güzel Müslüman olmasındandır.” (Tirmîzî, Zühd 11)
Bu hadis-i şerif, İslam ahlakının özünü ve bir müminin yaşam felsefesini bizlere özetlemektedir. Müslüman, gereksiz işlerle meşgul olmak yerine, hayatını anlamlı ve faydalı işlerle doldurmalıdır. Bu prensip, Kur’an ayetleri ve Risale-i Nur’un öğretileriyle de pekiştirilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de Lüzumsuz Şeylerden Kaçınma
Kur’an-ı Kerim’de müminlerin en belirgin vasıflarından biri, faydasız işlerden yüz çevirmeleridir:
“Onlar ki, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler.” (Mü’minun, 23/3)
Bu ayet, müminin zamanını israf etmemesi, kendisine ve çevresine fayda sağlamayan işlerden uzak durması gerektiğini vurgular. Boş ve gereksiz meşguliyetler, insanın dünyada ve ahirette kaybetmesine sebep olabilir. Bu yüzden, İslam’da kişinin ilgisiz ve faydasız şeylerle uğraşmaması önemli bir prensip olarak ortaya konulmuştur.
Ayrıca Allah Teâlâ, insanları gereksiz tartışmalardan ve zanlara kapılmaktan men ederek şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın ve kimseyi arkasından çekiştirmeyin…” (Hucurat, 49/12)
Bu ayet de gösteriyor ki, insanın başkalarının özel hayatı, dedikodu ve lüzumsuz meşgalelerle uğraşması İslam ahlakına aykırıdır. Kendi hayatına ve ahiretine odaklanan kişi, güzel bir Müslüman olma yolunda ilerlemiş olur.
Risale-i Nur’da Faydasız Şeyleri Terk Etmenin Önemi
Bediüzzaman Said Nursî, faydasız işlerden kaçınmanın ve hayatı Allah rızasına uygun şekilde yaşamanın önemine sıkça vurgu yapmıştır. Risale-i Nur’da şu ifadeye yer verir:
“Eğer malayani (faydasız) şeylerden nefsini men etmezsen, sana faydalı olan şeyleri de zayi edersin. Ve hem dünyanı, hem ahiretini kaybedersin.” (Lem’alar, 20. Lem’a)
Bu söz, insanın gereksiz işlerle meşgul olmasının, sadece ahiretini değil, dünyasını da olumsuz etkileyeceğini ortaya koymaktadır. İnsan, hayatını boş şeylerle tüketirse, gerçekten önemli olan işlere zaman ayıramaz. Bediüzzaman, insanın asıl vazifesinin iman ve ibadet olduğunu hatırlatarak, vaktin boşa harcanmasının büyük bir kayıp olduğunu ifade eder.
Ayrıca, Risale-i Nur’un birçok yerinde zamanın kıymeti şu şekilde dile getirilmiştir:
“Ey nefis! Bil ki, şu dünya bir misafirhanedir. Sen ise onda az duracaksın. O halde, malayani şeylerden vazgeç.” (Sözler, 11. Söz)
Bu ifadeler, Müslümanın faydasız işlerle meşgul olmak yerine, ömrünü en verimli şekilde kullanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sonuç: Güzel Bir Müslüman Olmanın Anahtarı
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadis-i şerifi, Kur’an ayetleri ve Risale-i Nur’un öğütleri ışığında, iyi bir Müslüman olmanın yolu faydasız işlerden uzak durmaktan geçmektedir. Müslüman, kendisine ve çevresine fayda sağlayacak işlere yönelmeli, malayani şeylerden yüz çevirmelidir. Bu prensibe uyan kişi, hem dünya hayatında huzura kavuşur hem de ahirette ebedi saadete nail olur.
Allah bizleri boş ve gereksiz işlerden uzak duran, vaktini ve ömrünü hayırlı işlerle değerlendiren güzel Müslümanlardan eylesin. Amin!

