Faizin Ağır Hesabı: Allah ve Resulü ile Savaşmak
  1. Anasayfa
  2. İslami Bilgiler

Faizin Ağır Hesabı: Allah ve Resulü ile Savaşmak

0

Esselamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü,

Aziz Kardeşlerim, Can Dostlarım,

İman, kalple tasdik, dille ikrar ve bedenle amel etmektir. İmanımızın kemale ermesi ise, Allah’ın helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını da haram bilmekle, ve bu bilinci hayatımızın her zerresine nakşetmekle olur. Ne var ki, içinde yuvarlandığımız bu çağ, haramları süslü göstererek, onları “zararsız”, “küçük”, hatta “mecburi” hale getirdi. İşte bu süslü tuzakların en yaygın ve en tehlikelilerinden biri de, “faiz” belasıdır.

Çevremizde, hatta bazen kendi içimizde bir ses yükseliyor: “Aman canım, bu kadar az faiz olur mu?”, “Artık faizsiz iş yapılmıyor, çaresiziz.”, “Bu, ticaret gibi bir şey, nasıl olsa kar-zarar ortak.”

Peki, bu sözler kime ait? Bu ses, bize hakkı batıl, batılı hak olarak göstermeye çalışan şeytanın ve nefsimizin fısıltısı değil mi? Oysa Hakk’ın sesi, Kur’an-ı Kerim’de apaçık ve kesin bir üslupla gürlüyor.

Yüce Allah, Bakara Suresi’nin 275. ayet-i kerimesinde ne buyuruyor?
“Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, ‘Alış-veriş de faiz gibidir’ demelerinden ötürüdür. Oysa Allah, alış-verişi helal, faizi haram kılmıştır. Artık kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) son verirse, geçmişte olan kendisine ve hakkındaki hüküm Allah’a kalmıştır. Kim (faize) tekrar dönerse, işte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.”

Ayeti kerimeyi düşünün! Faiz yiyen kimse, “şeytanın çarptığı kimse” gibi kalkar. Bu ne ağır bir tasvirdir! Bu, faizin sadece cebi değil, aklı, kalbi ve ruhu ifsat eden bir zehir olduğunun ilahi beyanıdır. Daha da ötesi, faizde ısrar edenler için “cehennem ehlidir” ve “ebedi kalacaklardır” ifadesi kullanılıyor. Bu tehdidi, “küçük bir günah” diye hafife almak mümkün müdür?

Peki, bir sonraki ayetlerde Rabbimizin ikazı daha da şiddetleniyor:
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten inanıyorsanız faizden artakalan kısmı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, Allah’a ve Peygamberine karşı savaş açtığınızı bilin.” (Bakara, 278-279)

“Allah’a ve Resulü’ne karşı savaş açmak…” İman eden bir kul için bundan daha büyük bir tehlike, daha ağır bir suçlama olabilir mi? Faiz işlemek, pasif bir günah değil, aktif bir savaş ilanıdır. Büyük alim İmam Kurtubi, bu ayeti tefsir ederken şöyle der: “Bu, faizin büyük günahların en büyüklerinden olduğuna delildir. Çünkü Allah ve Resulü ile savaşmak ancak küfür ve büyük günah işlemekle olur.”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ise, bu ilahi yasağı somutlaştırarak ve tehlikesini gözler önüne sererek bizleri uyarmıştır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurur:
“Yetmiş çeşit günahtan sakının. Bunların en ağırı, kişinin ana-babasını öldürmesi ve faiz yemesidir.” (Nesai)

Düşünebiliyor musunuz? Faiz yemek, en ağır günahlar sıralamasında ana-babayı öldürmekle aynı cümlede zikrediliyor. Başka bir hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.v.), faizin çeşitlerine işaret ederek ne kadar kapsamlı bir yasak olduğunu bildiriyor:
“Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz; cinsi birbirinin aynı, miktarları eşit ve peşin olmak şartıyla (değiş tokuş yapılır). Kim fazla verir veya fazla alırsa, faiz alıp vermiş olur. Bu işlemde alan da veren de (günahta) eşittir.” (Müslim)

İmam-ı Gazali, “İhyâu Ulûmi’d-Dîn” adlı şaheserinde faizin toplumsal ve manevi tahribatını anlatırken, faizin “yardımlaşma ve şefkat duygularını” öldürdüğünü, toplumda “açgözlülük ve bencilliği” yaydığını söyler. Faiz, insanı “emanet” ve “kardeşlik” duygusundan uzaklaştırarak, sadece “kar” ve “çıkar” odaklı bir varlık haline getirir.

Büyük müfessir Fahreddin Razi ise, faizin neden haram kılındığını izah ederken, onun “emeksiz ve risksiz kazanç” olduğunu, bu durumun da toplumda üretimi ve adaleti baltaladığını vurgular. Faiz, alın teriyle kazanma erdemini yok eder.

Peki, ey iman eden kardeşim, bu kadar açık ayetler, bu kadar ağır ikazlar, bu kadar derin alimlerin izahları karşısında hala “ama…” diyebilir miyiz? “Sistem zorluyor” mazereti, Allah katında geçerli olur mu?

Elbette zorlanacağız. İmtihan dünyasındayız ve en büyük imtihanlarımızdan biri, haramla helalin iç içe geçtiği bu çağda, dosdoğru bir çizgiyi koruyabilmektir. Ama unutmayalım:

Allah, kulu için dini kolaylaştırmıştır, zorlaştırmamıştır. Zorluklar içinde bile, helal daire geniştir. Faizsiz bankacılık, kar-zarar ortaklığı (mudarebe), kâr payı ortaklıkları, faizsiz kredi yardımlaşma sandıkları gibi birçok meşru alternatif gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Önemli olan, bizim bu alternatifleri arama azmimiz ve Allah’a güvenimizdir.

Rasulullah (s.a.v.) şu müjdeyi veriyor: “Kim haram olduğunu bilerek faizden bir kuruş dahi almaktan sakınırsa, ona, bir insanla evlenmenin sevabından daha fazla sevap vardır.” (İbn-i Mace, Taberani)

Son olarak, İmam Şafii’nin şu sözünü bir düstur edinelim: “Helal belli, haram da bellidir. Bu ikisi arasında ise, şüpheli şeyler vardır. Harama düşmekten korkan kimse, şüpheli şeylerden de uzak durur.”

Kardeşlerim, yediğimiz bir lokma haram, kıldığımız bir namazın, ettiğimiz bir duanın kabulüne perde olur. Çocuklarımızın rızkına karışan bir kuruş faiz, onların hayırlı birer evlat olmalarının önünde engel teşkil edebilir.

Gelin, bu ağır vebalin altına girmeyelim. “Küçük” diyerek şeytana ve nefsimize teslim olmayalım. Allah’a ve Resulü’ne karşı savaşanlardan değil, O’nun rızası uğruna malını, rahatını feda eden samimi kullardan olalım.

“Kim de Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder ve onu beklemediği yerden rızıklandırır.” (Talâk, 2-3)

Rabbimiz, bu ayetin hürmetine, bize faiz batağından kurtuluşun yolunu göstersin, helal rızık kapılarını ardına kadar açsın ve bizi, hesabı kolay, rızkı temiz, ameli salih kullarından eylesin.

Vesselamü Aleyküm ve Rahmetullah.

İlginizi Çekebilir
İmanın Şartları

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir