Ölmeden Önceki Hâl Üzere Diriliş
  1. Anasayfa
  2. İslami Bilgiler

Ölmeden Önceki Hâl Üzere Diriliş

0

Câbir ibn Abdillah (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

“Her kul ölmeden önceki hâli üzere diriltilir.”
(Müslim, Cennet 83)

Bu hadis-i şerif, insanın hayatının son nefesini hangi hâl ile verdiğinin, ebedî âhiret yolculuğunda ne denli belirleyici olduğunu bizlere gösterir. Çünkü ölüm bir son değil, yeni bir başlangıçtır. İnsan, dünyadan hangi amelle ayrılırsa, ahirette onunla karşılaşır.


1. Kur’ân’da Ölüm Anının Hakikati

Yüce Allah, Kur’ân’da şöyle buyurur:

  • “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 57)
  • “Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman, ‘Rabbim! Beni geri gönder, belki geride bıraktığım dünyada iyi işler yaparım’ der. Hayır! Bu onun söylediği boş bir sözden ibarettir.” (Mü’minûn, 99-100)

Bu ayetler bize şunu gösteriyor: İnsan ne hâlde ölürse ölsün, geri dönüp düzeltme imkânı olmayacaktır. İşte bu yüzden son nefes, insanın aslî hâlinin özeti gibidir.


2. İyi Hâl Üzere Ölüm

Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), “Kim Allah için can verirse, şehit olur” (Nesâî, Cihâd 22) buyurarak, Allah yolunda can verenlerin şerefini haber vermiştir.

Nice müminler vardır ki, ömürlerini ibadet ve takvâ ile geçirmiştir. Onların son nefesleri de güzel olur. Tarihten ibretli örnekler anlatılır:

  • Bir âlim son nefesinde Kur’ân tilâvet ederken ruhunu teslim etmiş,
  • Bir mücahid secdede şehadete kavuşmuş,
  • Bir veli, dilinde “Lâ ilâhe illallah” zikriyle göçmüştür.

Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyurmuştur:
“Bir kimse hangi hâl üzere yaşarsa, onunla ölür; hangi hâl üzere ölürse, onunla diriltilir.” (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, 5/663)


3. Kötü Hâl Üzere Ölüm

Buna mukabil, dünyaya dalan, günahı alışkanlık hâline getiren, kalbini gafletle mühürleyen kimseler de aynı hâl ile can verirler.

Kur’ân’da inkârcıların ölüm anı şöyle tasvir edilir:

  • “Melekler, inkâr edenlerin canlarını alırken, onların yüzlerine ve arkalarına vura vura, ‘Tadın bakalım yakıcı azabı!’ derler.” (Enfâl, 50)

İslam büyükleri de bu konuda ibretli misaller nakleder:
Bir adam kumar masasında son nefesini vermiştir; bir diğeri meyhanede ölümü bulmuştur; kimisi şarkı-türkü arasında, kimisi gafletle ömür tüketirken… İşte onlar da kıyamette o hâl üzere haşredilecektir.


4. Risale-i Nur’dan Bir Bakış

Bediüzzaman Said Nursî, bu hakikati şöyle ifade eder:

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz; nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz. Demek ki, ölüm hayatın neticesidir; haşir ise ölümün neticesidir.” (Sözler, 24. Söz)

Bu cümle, hadisin manasını özetler: Hayat bir tohumdur, ölüm onun meyvesi, diriliş ise o meyvenin hasadıdır.


5. İbretlik Bir Hikâye

Rivayet edilir ki, salih bir genç her gün camide namazını cemaatle kılar, Kur’ân okurdu. Günün birinde secdede ruhunu teslim etti. Onu görenler, bu hâlin kendisine bir “hüsn-ü hâtime” (güzel son) olduğunu söylediler.

Buna karşılık, bir başka kimse alıştığı günahlar içinde ölümü bulmuştu. Defnedilirken yakınları, “Keşke son nefesinde Allah’ı zikredebilseydi” diye gözyaşı döktüler.

Bu iki örnek bize şunu hatırlatıyor: Son nefes, hayatımızın aynasıdır.


Sonuç

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’in şu hadisini akıldan çıkarmamalıyız:

“Her kul ölmeden önceki hâli üzere diriltilir.”

Bu sebeple:

  • Her anımızı imanla, ibadetle, zikirle süslemeli,
  • Günahı terk edip tövbeye sarılmalı,
  • Son nefesimizi “Lâ ilâhe illallah” diyerek verebilmek için şimdiden hazırlık yapmalıyız.

Çünkü nasıl yaşarsak, öyle öleceğiz; nasıl ölürsek, öyle diriltileceğiz.


🌿 Dua ile bitirelim:
“Allah’ım! Bizlere hüsn-ü hâtime (güzel bir son) nasip eyle. Son nefesimizde imanla, Kur’ân ile, Lâ ilâhe illallah zikriyle huzuruna varmayı nasip et. Âmin.”

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir