Ademoğlunun Bir Vadi Dolusu Altını Olsa Bir Vadi Daha İster
  1. Anasayfa
  2. Hadis

Ademoğlunun Bir Vadi Dolusu Altını Olsa Bir Vadi Daha İster

0

Ademoğlunun Bir Vadi Dolusu Altını Olsa Bir Vadi Daha İster

Ademoğlunun Bir Vadi Dolusu Altını Olsa Bir Vadi Daha İster, İbn Abbâs ve Enes bin Mâlik (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Ademoğlunun bir vadi dolusu altını olsa bir vadi daha ister, onun ağzını topraktan başka birşey doldurmaz. Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.” (Buhârî, Rikâk 10; Müslim Zekat 116 119)

Ademoğlunun Bitmeyen Hırsı ve Tevbenin Kurtarıcı Gücü

İnsan, fıtratı gereği arzular ve istekler ile donatılmış bir varlıktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), insanın dünya malına olan doyumsuzluğunu şu hadis-i şerif ile ifade etmiştir:

“Ademoğlunun bir vadi dolusu altını olsa bir vadi daha ister, onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.” (Buhârî, Rikâk, 10; Müslim, Zekât, 116)

Bu hadis-i şerif, insanın mala olan doymak bilmez iştahını ve ölüm gerçeğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. İnsan ne kadar mal mülk edinirse edinsin, nefsi daha fazlasını ister ve hiçbir zaman tam anlamıyla tatmin olmaz. Ancak insanın son durağı olan mezar, onun bu dünya ile olan bağlarını keser ve tüm dünyevi arzular sona erer. Hadisin ikinci kısmında ise Allah’ın sonsuz rahmet kapısını araladığı görülmektedir: “Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.” Bu, insana ümit veren ve onu doğru yola yönlendiren en büyük müjdelerden biridir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Hırs ve Tevbe

Kur’ân-ı Kerîm, insanın mala olan düşkünlüğünü birçok ayette vurgulamaktadır. Örneğin,

“Mal ve evlat, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak olan salih ameller ise Rabbinin katında hem sevapça daha hayırlıdır hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.” (Kehf, 46)

Bu ayette de dünya malının geçici olduğu ve asıl değerli olanın salih ameller olduğu bildirilmektedir. İnsanın servete olan bağlılığı, onu Allah’a olan kulluktan uzaklaştırmamalıdır. Aksi takdirde, dünya malına olan aşırı düşkünlük, insanı felakete sürükleyebilir:

“Gerçekten insan, Rabbi kendisini imtihan edip ikramda bulunarak nimetlendirdiğinde, ‘Rabbim bana ikram etti’ der. Ama onu imtihan edip rızkını daralttığında, ‘Rabbim beni aşağıladı’ der. Hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz. Mirası, helal haram demeden yiyorsunuz. Malı aşırı bir sevgiyle seviyorsunuz.” (Fecr, 15-20)

Bu ayetlerde insanın mal sevgisinin onu bencilliğe ve dünya hırsına sürüklediği açıkça ifade edilmektedir.

Tevbe konusunda ise Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer, 53)

Bu ayet, Allah’ın rahmetinin sınırsız olduğunu ve samimi bir tevbenin her zaman kabul edileceğini müjdelemektedir.

Büyük İslam Alimlerinin Yorumu

Büyük İslam âlimleri, bu hadis-i şerifi insanın nefsinin tatminsizliği ve ancak ölümle bu arzularının sona ereceği yönünde açıklamışlardır. İmam Gazâlî, “İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn” adlı eserinde dünya malına aşırı düşkünlüğün insanın kalbini katılaştıracağını ve onu ahiret nimetlerinden uzaklaştıracağını belirtmiştir. O, gerçek huzurun malda değil, Allah’a olan bağlılıkta olduğunu ifade eder.

İbn Kayyim el-Cevziyye ise, “Dünya Sevgisi” adlı eserinde, insanın hırsını frenlemesinin ancak Allah’a yönelmekle mümkün olduğunu ve dünya malının bir sınav aracı olduğunu söylemiştir.

Bediüzzaman Said Nursî’nin Yorumu

Bediüzzaman Said Nursî de insanın mala olan düşkünlüğünü ve bu hırsın onu tehlikeye atabileceğini vurgulamıştır. Risale-i Nur’da şöyle der:

“Dünya malı, insana hizmetkâr olmalı, insan ona esir olmamalıdır. Dünyayı gaye edinenler, sürekli daha fazlasını istemekle meşgul olup, hakiki saadetten mahrum kalırlar.”

Bediüzzaman, insanın ancak Allah’a yönelmesiyle gerçek huzuru ve tatmini bulabileceğini ifade eder. Dünya sevgisinin insanı Allah’tan uzaklaştırmaması gerektiğini, aksine dünya nimetlerinin Allah’a şükür vesilesi kılınması gerektiğini söyler.

Sonuç: Hırsın Tuzağından Kurtulmak İçin Tevbe

İnsan, dünya nimetlerine olan bağlılığını dizginleyemezse, bu hırs onu felakete sürükleyebilir. Ancak Allah Teâlâ, kuluna her zaman tevbe kapısını açık bırakmıştır. Hadiste de ifade edildiği gibi, insan ne kadar hırsla dünyaya sarılırsa sarılsın, en nihayetinde onu tatmin edecek tek şey ölüm ve ahiret gerçeğidir. Ancak, insan bu gerçeği kavradığında ve Allah’a yöneldiğinde gerçek huzuru bulur.

Bu yüzden, dünya malı için hırs yapmaktan kaçınmalı, Allah’ın verdiği nimetlere şükrederek onları O’nun yolunda harcamalı ve en önemlisi, daima tevbe kapısını açık tutarak Rabbimize yönelmeliyiz. Çünkü Allah, samimi bir tevbe ile kendisine dönen kullarını asla geri çevirmez.

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir