“Kim Müslüman kardeşini işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa …“
Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim Müslüman kardeşini işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa kendisi de o suçu işlemeden ölmez.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
Müslüman Kardeşini Ayıplamanın Tehlikesi
İslam ahlakının temel prensiplerinden biri, insanları hatalarıyla yargılamak yerine onları ıslah etmeye çalışmaktır. Ancak ne yazık ki, çoğu zaman başkalarının hatalarını ortaya koymak ve onları ayıplamak insana cazip gelir. Oysa Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır:
“Kim Müslüman kardeşini işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa kendisi de o suçu işlemeden ölmez.” (Tirmizî, Kıyamet, 53)
Bu hadis, insanların başkalarının kusurlarını dile getirirken dikkatli olmaları gerektiğini ve bu tür bir tavrın aslında kişinin kendisine zarar vereceğini anlatmaktadır. Peki, bu ilke Kur’an ve Sünnet ışığında nasıl anlaşılmalı?
Kur’an-ı Kerim’de Ayıplamanın Cezası
Kur’an, insanların birbirleriyle güzel ilişkiler kurmasını, kusurları araştırmak yerine birbirlerini affetmelerini emreder. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın ve biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin…” (Hucurât, 12)
Bu ayette, insanların başkalarının hatalarıyla meşgul olmak yerine kendilerini ıslah etmeleri gerektiği vurgulanmaktadır.
Ayrıca, bir diğer ayette şöyle buyrulmaktadır:
“Onlar, boş ve faydasız sözlerden yüz çevirirler.” (Mü’minun, 3)
Buradan da anlıyoruz ki, Müslüman başkalarının hatalarını gündem yapmak yerine kendi ahlakını güzelleştirmeye çalışmalıdır.
Sünnet’te Ayıplamanın Sonuçları
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), insanların birbirini yargılamaktan çok, birbirine yardımcı olması gerektiğini vurgulamış ve şu hadisiyle bu durumu özetlemiştir:
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir.” (Buhari, Mezalim, 3; Müslim, Birr, 58)
Başkalarının hatalarını dile dolayan kişi, aslında kendisine bir tuzak kurmaktadır. Allah’ın adaleti gereği, böyle bir insan günün birinde ayıpladığı hataya düşebilir ve aynı sıkıntıyı yaşayabilir.
Başkalarını Ayıplamanın Dünyadaki Sonuçları
Hadiste geçen “kendisi de o suçu işlemeden ölmez” ifadesi, yalnızca ilahi bir ceza değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir gerçeği de gözler önüne sermektedir. İnsan, sürekli bir günahı veya hatayı konuşursa zamanla ona karşı duyarsızlaşabilir ve kendisi de aynı hataya düşebilir. Bu duruma dair büyük İslam âlimlerinden İmam Gazali şöyle der:
“Başkalarının hatalarıyla meşgul olan kişi, kendi nefsinin hatalarını göremez ve zamanla aynı kusurlara düşmeye başlar.”
Nitekim toplumda da bu tür olaylara sıkça rastlanır. Bir zamanlar alay ettiği veya eleştirdiği şey, zamanla kişinin kendi hayatında ortaya çıkabilir.

Sonuç
Başkalarını ayıplamak, sadece onların onurunu zedelemekle kalmaz, aynı zamanda kişiyi de büyük bir tehlikeye sokar. Kur’an ve Sünnet, insanların birbirini yargılamak yerine birbirlerine yardımcı olmalarını emretmektedir.
Kısacası, başkalarının kusurlarını dilimize dolamak yerine kendi hatalarımızı düzeltmeye çalışmalı ve affedici olmalıyız. Kim bilir, belki de affettiğimiz bir kişi, tövbe ederek büyük bir iyiliğe vesile olur! Allah bizleri ayıplamaktan korusun ve affedici kullarından eylesin. Âmin!

